Tarihi Durumu

Eski medeniyetlerin beşiği olan Sorgun ilçesinin tarihi  Etilere dayananbir geçmişi vardır. Sorgun sınırları içerisinde bulunan Alişar Höyüğü’de yapılan kazılarda 5000 sene öncesine ait eserler bulunmuştur.

 

Sorgun Toprakları,1071 Malazgirt zaferinden sonra Türk yurdu olmuştur ve daha sonra bir çok sayıda Türk boylarını bağrında barındırmıştır. Sorgun,1905 yılında belediyelik hüviyetini kazanmış ,26 Haziran 1926 yılında ilçe olmuştur.1928 yılında Köhne-i Kebir  (Büyük Köhne) olan ismi Sorgun olarak değiştirilmiştir. Bir ara ilçeye Yeşilova dendiğinde bilinmektedir.

Başta Türkiye’nin Doğusunu batısına bağlayan E-88 karayolu ile kuzeyini güneyine bağlayan Samsun –Adana karayolu kavşağı üzerinde bulunmaktadır. Başta,Kerkenez Kalesi ,Alişar Höyüğü,Çadırhöyük ve Hapis boğazı harabeleri olak üzere ilçe sınırları içerisinde 21 adet sit alanı bulunmaktadır.

Bölge ilk çağlardan itibaren sırasıyla Hitit İmparatorluğu’na  merkezlik etmiş,ardından Frigya ve Pers  hâkimiyetini tanımış,bir ara Roma Eyaleti olmuş,Helenistik devirde ise Orta Anadolu’da etkin olan Galatlar’ın eline geçmiş,daha sonra Bizans’ın hâkimiyeti altına girmiştir.

1927 yılından beri yerli ve yabancı arkealoglarca, yukarıda zikredilen höyük  ve harabelerde yapılan kazı ve araştırmalar sonucunda,bölgede birçok kültür tabakasının varlığı ortaya çıkarılmıştır.

MÖ.II. Sırasında başlayan Roma’nın Anadolu hâkimiyeti,sürekli genişleyerek devam etmiş ve Miladın ilk yıllarından itibaren bütün Anadolu toprakları,Roma hakimiyetine girmiştir.

Bu tarihten itibaren Türk hâkimiyetine girmesine kadar geçen süreç içerisinde bölge,genellikle Bizans hâkimiyetinde kalmıştır. Bizanslar zamanında bu bölgenin ‘’Pitriya’’ adıyla anıldığı rivayet edilmektedir.

Bizans’ın İslam’dan önce Sasanililerle girdiği uzun savaş dönemleri, daha sonra Emevi ve Abbasiler zamanında Müslümanlarla yapılan ve karşılıklı akınlarla meydana gelen sürekli bir savaş ortamı,bölgenin boşalmasına  sebep olmuştur. Nitekim Türklerin geldiği ilk yıllarda bölge,nüfus olarak hemen hemen boşalmış ve önemini kaybetmişti .Öyle ki şehir dene bilecek her hangi bir yerleşim yeri yoktu.

 

BÖLGENİN TÜRK TOPRAKLARINA KATILMASI

1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türk yurdu bölgede,Önceleri Kayseri beyliği’nin sınırları içerisindeyken,1127’den sonra Anadolu Selçuklu Devleti  topraklarına katılmıştır.

Şeyh Hoca Ahmet Yesevi hazretlerinin Halifelerinden Emirci Sultan (lakaplı Şerefüddin) adı ile anılan Osman Efendi, bu dönemde gelerek bölgenin İslâmlaşmasında büyük hizmetler etmiştir.

 

BOZOK’LARIN BÖLGEYE YERLEŞMELERİ

Yozgat ve ona komşu bazı yörelerde daha ziyade BOZ Ok’lu oymakların çoğunluğu teşkil ettikleri görülür. Bunun bir neticesi olarak adı geçen bilgilerdeki oymaklar uzun zaman kendi kol adlarıyla, yani Boz ok  ve Üç Ok adlarıyla anılmıştır. Böylece Boz ok  adı, bir müddet Yozgat ve ona komşu bazı yörelerdeki oymak tarafından tanıştıktan sonra bölgenin adı olmuş ve bu Cumhuriyet devrine kadar gelmiştir.

SORKUN – SORGUN ADI:

Sorgun, sorgun(Sorkun) Sorkunlu ismine Yörük an taifesinden olan bir cemaat ismi olarak rastlıyoruz.

Osmanlı arşivindeki belgelerde ise Sorgun (Sorkun) , Sorkunlu ismi,Türkmen Cemaatinin adı olarak karşımıza çıkmaktadır. Belgede  idari birim olarak Sorgun(Sorkun)’a 1530 yıllarına  Ait kayıtlarda rastlamaktayız.

Sorkun cemaati,1530 yılarındaki idari yapılanmada     Bozok kazası sınırları içerisinde kalmaktadır. Zakirlü Kabilesine bağlıdır. Kabilenin Sorgun mezrasını ekip biçtikleri anlaşılmaktadır.

Sorgun,Anadolu da yaygın olarak kullanılan söğüt ağacının bir türüne verilen isimdir. sultani söğüt, ban ağacı , sepetçi söğüdü adıda verilir.

İlçe’nin ismini sulak yerleri seven bu bitkinin bol yetişmesinden almış olması kabul etmek daha dogrudur.Zira , XVI. Yüz yılın başlarına ait Osmanlı kaynaklarından , bozok bölgesinde 9 ayrı yere sorgun veya sorguncuk adı verildiği görülmektedir.

İlçemizin güneyinden geçen ‘’ Eğriöz Çayı ‘’ Kuzeyinden gelen ‘’Delibaş çayı’’ İle sorgunun içinde birleşir.

Bu su havzaların da Değişik türden söğüt ağaçları yaygın olarak yetişmektedir. Köylerde salkım söğüt‘’ Sorgun Söğüdü’’ denir ki, Buda bu bölgede söğüt ağaçlarının bol yetiştirildiğinin yada bu bölgenin bu ismi  bildiğini gösterir.Bölgede idari birim olarak sorguna 1531 yıllarına ait  kayıtlarda rastlamaktayız.

Bu yılarda sorgun ,Rum eyalati Sınırları içerisinde kalan Zile kazasına bağlı bir nahiye  durumundadır.Yine aynı (1530) tarihlerde Bozok Livası haritasında yer alan köyler Şunlardır :

Gököz ayağı, İsa Fakı, Erkekli,İsmail Hacılı,Kemhalu,Halil Fakı,İncesu,Göğem Öyüğü(Külhüyük),Sorkun(köy),Karakız Kavağı, Cafer Ekinliği,Tatlı Kuyu – Yazılı Taş, Tuzlacık , Çamurlu,Peynir yemez,Eymir, Ahurlu(Mirahur), Çihanşah İni, Kepürce.

1558 yıllarında ise Sorgun,Bozok sancağına bağlı olarak görünmektedir. Bu tarihlerde Bozok sancağı,Bozok Kazası Ve Akdağ Kazası olmak üzere İki kazadan  müteşekkil olup; Sorgun,Bozok  kazasının altı nahiyesinden birisidir.